• destek@seuder.org
  • 0532 354 00 46

Spor Merkezleri ve Covid-19 Salgınına İlişkin Araştırma Raporu

Spor Merkezleri ve Covid-19 Salgınına İlişkin Araştırma Raporu

Spor Merkezleri ve Covid-19 Salgınına İlişkin Araştırma Raporu

                                         Spor ve Egzersiz Uzmanları Derneği (SEUD)

 

Pandemi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında spor merkezlerinin kapatılmasına karar verilmiştir. Dünya’nın farklı noktalarında yapılan bir çok bilimsel araştırma egzersizin Covid-19 salgınının etkilerini azaltabileceğini ortaya koymuştur. International Health, Racquet & Sportsclub Assosciation (IRSHA) tarafından hazırlanan rapor derneğimiz tarafından genişletilmiştir. Bu raporun toplumda fiziksel ve psikolojik sağlık açısından büyük öneme sahip olan fiziksel aktivitenin artırılması amacı ile spor salonlarının tekrar açılması kararının verilmesi açısından başta bilim kurulu olmak üzere diğer yetkili kurumlara yardımcı olacağına inanıyoruz.

 

Spor merkezleri güvenli mi?

 

Spor merkezleri egzersiz sırasında solunum artışı olması nedeniyle salgını artıran yerler gibi görünse de yapılan çalışmalar yeterli önlem alındığı taktirde spor merkezlerinin düşük riskli alanlar olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Ukactive’in verilerine göre İngiltere’deki spor salonları ve eğlence tesislerinin yeniden açılmasından sonraki ilk üç haftada sekiz milyondan fazla spor merkezine girişi olmasına rağmen yalnızca 17 pozitif COVID-19 vakası görülmüştür.

 

MXM tarafından 2877 sağlık ve fitness kulübünde bir ABD endüstri anketi düzenlenmiştir. 7 Ağustos 2020 itibariyle spor merkezlerine 49,4 milyon giriş yapılmış olmasına rağmen  yalnızca 1.155 COVID-19 vakası bildirilmiştir. Bu bulgular % 0,002’lik gibi düşük bir covid-19’a yakalanma oranını ortaya koymaktadır.

 

Pozitif test sonucu ile spor salonuna gitme arasında anlamlı bir ilişki yok

Centers for Disese Control and Prevention (CDC)’nin morbidite ve mortalite haftalık raporunda yayınlanan bir vaka kontrol çalışmasında, COVID-19 için pozitif çıkan kişilerin bir restoranda yemek yemiş olma veya COVID-19 teşhisi konulan biriyle yakın temasta olma olasılığının yüksek olduğunu belirtirken COVID-19 test sonuçları ile spor salonuna gitmek arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını saptamıştır.

 

İstatistiksel olarak spor merkezleri düşük riskli yerler

New York eyaleti tarafından bildirilen izleme verilerine göre, spor salonları COVID-19 vakalarının sadece % 0,06’sının kaynağı olduğu belirtilmiştir.

Colorado’daki izleme ekibi raporunda spor tesislerinin 5 Haziran’da yeniden açılmalarından bu yana sağlık kulüpleri kaynaklı sadece bir COVID-19 salgını olduğunu belirtilmiştir.

 

Colorado’daki kamuya açık veriler üzerinden Oregon Üniversitesi Oregon Üniversitesi Danışmanma Grubu yaptığı araştırma bu verileri doğrulamış ve restoran ve bar gibi yerlere göre spor merkezlerinin düşük riskte olduğu belirtmiştir.

Spor merkezleri restoran, cafe bar gibi işletmelere göre daha güvenli!

Louisiana’daki temas izleme verilerine göre, son 14 gün içinde sağlık kulüpleri 2.832 vakanın 34’ünden (% 1.2) sorumlu olduğu belirtilmiştir. Buna karşın vakaların yarısından fazlasının endüstriyel ortamlar, barlar, restoranlar ve perakende satış merkezleri oluşturduğu görülmüştür.

 

Massachusetts ve Washington gibi diğer eyaletlerde fitness merkezleri, havuzlar, plajlar ve misafirhanelerde oluşan vaka sayınının toplam vaka oranında küçük bir bölümü oluşturduğu görülmüştür.

 

Spor merkezlerinde hava ile bulaş oranı nedir?

Florida Üniversitesi’nde devam eden bir çalışmanın parçası olarak toplanan ön verilerde, Gainesville Health & Fitness’ta havada saptanabilir SARS-CoV-2 (COVID-19’a) neden olan virüs) bulanamamıştır.

 

Spor merkezlerinde kişi sayısı sınırlaması etkileri azaltıyor!

Stanford ve Northwestern Üniversitesi’nde yapılan ve Nature dergisinde yayınlanan bir araştırma, kapasitesini %20 ile sınırlayan spor işletmelerinin salgın riskini %80 oranında düşürürken ekonomik hasarın ise % 43 oranında olabileceğini belirtmiştir.

 

Önlem alındığında spor merkezleri düşük riskli yerler

Norveç’in Oslo kentindeki fitness merkezlerinde yapılan bir çalışmada, uygun güvenlik ve hijyen protokolleri uygulandığında, fitness merkezlerine gitmenin COVID-19 vakalarını artırmadığı gözlemlenmiştir.

 

Fiziksel Aktivite ve Metabolik Sağlığın COVID-19 Şiddeti Üzerindeki Etkisi

 

Fiziksel aktivitenin obeziteyi azalttığını ve bağışıklık sistemini geliştirdiğini ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır. Bununla ilişkili olarak Covid-19 virüsünün sağlıksız yaşam tarzı olan kişileri daha fazla etkileyeceğine yönelik çalışmaların incelenmesi önem kazanmaktadır.

 

Sağlıklı yaşam tarzı covid-19’un olumsuz etkilerini azaltıyor!

387.000’den fazla kişi hakkındaki verileri analiz eden bir Birleşik Krallık araştırması, olumsuz yaşam tarzına (sigara içme, fiziksel hareketsizlik ve obezite) sahip kişilerin COVID-19’a olumsuz sonuçlarına yakalanma riskinin sağlıklı yaşam tarzına sahip olanlara göre dört kat fazla olabileceğini bildirmiştir.

 

Egzersiz Covid-19 nedeniyle hastaneye yatma riskini azaltıyor!

Araştırma sonuçları   fiziksel olarak aktif yaşam tarzının bağışıklık sistemini güçlendireceği ve üst solunum yolları dahil bazı bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini azaltabileceğini göstermiştir. Yayınlanan başka bir araştırmada obez veya sigara içen kişilerde COVID-19 sebebiyle hastaneye yatma riskinin 2 kat daha fazla olduğu bulunmuştur.

 

 

 

 

Kronik hastalıklar covid-19 etkilerini artırıyor!

Centers for Disease Control and Prevention (CDC), kardiyovasküler hastalık, diyabet, kronik böbrek hastalığı ve obezite gibi fiziksel hareketsizlikle ilişkili komorbiditeleri olan kişilerin COVID-19 ile ilişkili olarak hastaneye yatma ve hastalığı şiddetli geçirme oranının fazla olacağını belirtmiştir.

 

  1. COVID-19 Kısıtlamalarının Fiziksel Aktivite, Fiziksel ve Ruh Sağlığı Üzerindeki Zararlı Etkisi

 

Pandemi nedeniyle oluşturulan kısıtlamaların psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar fiziksel aktivitenin gerçekleştirildiği spor merkezlerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Egzersiz serotonin ve endorfin gibi hormonları artırıp, stress hormonlarını azalttığından fiziksel aktivitenin toplumun ruh sağlığına olumlu etki edeceği açıktır.

 

Avustralya’da Nisan ayında uygulanan bir ankete katılan kişilerin % 48,9’u fiziksel aktivitelerinde bir azalmanın olduğunu bildirmiştir. Fiziksel aktivitenin yanı sıra sigara, alkol kullanımı, uyku problemi, depresyon, anksiyete ve stres semptomlarında da artış gözlemlenmiştir.

 

Daha az yürüyoruz!   

Ocak ve Haziran 2020 arasında popüler bir ücretsiz fitness uygulamasından alınan verilerin analizi, pandemi bildiriminden sonraki 30 gün içinde adım sayısında% 27,3’lük bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Bazı ABD şehirlerinde adım sayısı toparlanmış gibi görünse de, pandemi öncesi seviyelere ulaşamamıştır.

 

Hareketsiz kalma süresi artıyor!

Asya, Avrupa ve Afrika’daki yetişkinlerde yapılan çevrimiçi bir ankette, COVID-19 nedeniyle sokağa çıkma ksıtlamaları ile birlikte fiziksel aktivite yoğunluğunda bir düşüş olduğu gözlemlenirken günlük hareketsiz kalma süresi 5 saatten 8 saate çıkmıştır. Ek olarak, yemek alışkanlıkları evde kalma kısıtlamaları sırasında daha az sağlıklı olma eğilimindedir.

 

Depresyon oranı artıyor!

Boston Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan bir araştırmada, depresyon oranı pandemi öncesi yaklaşık % 8,5 iken COVID-19 sırasında % 27,8’e yükselerek yaklaşık 3 katı olmuştur. Genç yetişkinlerin (18-24 yaş) dörtte biri, intihar etmeyi aklından geçirdiğini söylemiştir.

 

Egzersiz depresyon riskini azaltıyor!

Brazilya’da COVID-19′ sebebiyle sokağa çıkma yasağı sırasında, en az 30 dakika orta şiddetli veya en az 15 dakika yüksek şiddetli egzersiz yapan kişilerin depresyon, anksiyete veya her ikisine sahip olma olasılığı daha düşük olduğu bulunmuştur. 10 saatten daha uzun süre hareketsiz kalan kişilerde depresyon belirtileri görülme olasılığı daha yüksek olduğu belirtilmiştir.

 

 

 

 

Pandemi kilo alımına neden olmuştur!

RunRepeat tarafından yapılan ankete katılan 19.000 kişinin % 35’i COVID-19 kısıtlamaları sırasında kilo aldığını belirtmiştir. Kilo alanların % 71’inde alınan kilo beş pound’dan (2.2 kilogram) fazladır.

 

Madde kullanımı da artmıştır!

ABD!de 40 eyalet, afyon türevi kulanımı nedeniyle ölüm oranlarında bir artış olduğunu bildirmiştir. Baptist Health anketi alkol kullanımında % 55 ve yasadışı uyuşturucuda % 36 artış olduğunu rapor etmiştir.

ABD verileri, sağlık kulüplerinin tüketicilerin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu ve onların zihinsel ve fiziksel sağlıklarına önemli ölçüde katkıda bulunduğunu gösteriyor.

 

Tüm Dünya’da salgın tüm riskleriyle devam etmektedir. Bilimsel çalışmalarla salgını artıran faktörler incelenmekte ve yeni bulgular elde edilmektedir. Fitness endüstrisi de bu çalışmaları takip ederek üyelerinin mümkün olduğunca güvenli ortamlarda egzersizle buluşturmalı, toplumun fiziksel ve psikolojik olarak güçlü kalmasına yardımcı olmalıdır.

 

@seudofficial

www.seuder.org

 

 

 

Bir yanıt yazın